Tavsiyemdir Tavsiyem #YKS
Selamlarr<3
Öncelikle bu 'Tavsiyemdir Tavsiyem Köşesi'adlı bölüm için açıklama yapmak istiyorum.Ben bilirkişi değilim.Daha 18'inde kendimce deniyimlediğim ve yaşadığım şeyleri sizlere aktarmak için bir araç olarak blog sitesini seçmiş bir bireyim.Deneyim dediğime bakmayın,belki bazılarınıza sıradan şeyler gibi gelebilir fakat unutmayın bu 'sıradanlaştırdığımız'her şey biz gençleri üzüyor,kırıyor.Ben; üzülen,kırılan,mutlu olan,kendinden bir şeyler bulmak isteyenler için buradayım.Teşekkürler:)
Konumuz malumunuz,YKS.
Hani şu daha 11.sınıfın yazında kendimizi bulamamışken çevredekiler tarafından bize öğretilen sınav.
Bende öyleydim,merak etmeyin.
Bilmezdim sınav nedir,nasıl çalışılır...Hiç derdine de düşmedim açıkçası.Derdine düşmedim ama hayallerim biraz yüksekti benim.Bakmayın üniversiteli bir genç gibi konuştuğuma hala sınav sonucunu bekleyen mağdurum aslında.
Öncelikle bu sınavı kavramak sizin işiniz.Bunu çok samimi söylüyorum,siz kendiniz bu sınavı kavramazsanız size eziyet gibi gelecek her şey.Çalıştığınız o saatler,açtığınız her test kitabı...Bunu yapmayın,ondan korkmayın.Bırakın o sizden korksun.
Sınava girmek istemeyen,bambaşka hayalleri olanlarda olabilir onlara da başka bir yazı da değineceğim fakat öncelik 'neymiş şu sınav'diyenlerin...
Bir süreç aslında bu,nefret ediyorsunuz ama aşık olduğunuz bir şeyi yaparken ki davranışlarınızdan da bir şeyler buluyorsunuz.Elinizde değil,ne kadar nefret etseniz de son çarenizin bu olduğunu anladığınız an testlere,kitaplara aşkla sarılıyorsunuz.
Ben kendimden başlayacak olursam,lise hayatım boyunca hiç ders çalışmadım.Bu konu da çok ciddiyim;kimyadan,matematikten 30'lu 20'li notlarımı ben bilirim.O zaman nasıl 20 almak canımı acıtmadıysa şimdi de okul sınavlardan 90 almak beni mutlu etmedi.Okul sınavları her zaman benim için önemsizdi.Biliyordum ki önemli olan eğer yüksek aldıysam bile o bilgiyi sürekli zihnimde tutarak ileriye taşımaktı.Diyeceğim o ki o notlar bir hiç.Eminim sizde bunu biliyorsunuzdur ama şunu da unutmayın 30 aldığınız da eğer ileride sizin için işinize yarayacaksa hatalarınıza,yanlışlarınıza bakın.
Ders çalışmayı öğrenemedim hiçbir zaman.Yazarak mı,dinleyerek mi...Nasıl ders çalışılırdı ki?Tekrarlar ne zaman yapılır?Belirli bir kalıba sığdırmak zorunda mıyım?
Kendi ders çalışmanızı belirli bir kalıba sığdırmak,sıradanlaştırmak,şartlandırmak zorunda değilsiniz.Bazılarımızın kafası gece alır,bazılarımızın gündüz.Bunu siz deneyerek öğrenebilirsiniz.Aman ha geç bir vakte bırakmayın bu işi...
Diyelim geceleri ders çalışmayı seviyorsunuz kendinizi streslere sokup şu saatte şu bitmeli demeyin.Önceliğiniz sevdiğiniz bir ders olsun,hevesinizi alın ki sonraki dersler zor gelmesin.İnanın işe yarıyor.
Kendi sınırlarınızı bilin arkadaşlar.Ben bunun hatasını çok yaptım.Yapamayacağım kadar;ders,konu,test sığdırıp gün içine akşam olunca ağlayanlardandım.Neden ağlıyorum?50 konu,günde 300 soru çözemediğim için.Hadi oradan...Her şey bu kadar basit değil.Siz kendinizi tanıyın bakın her şey nasıl güzel oluyor,stres denen şey yavaş yavaş vücudunuzdan kayboluyor.Küçük hedeflerle başlamak inanın size çok iyi gelecek.
Beni en çok yoran 'çevre'faktörüydü.Kimdi bu çevre?Neden beni bu kadar kaygılandırıyordu?Anlam veremiyordum.Birine verdiğim bir söz bile yokken beni bitiren şey neydi?Cevapsız.İnanın oturun,düşünün bu soruların cevabı asla sizi çalışmaya yönlendirecek şeyler olmayacak.Aksine sizi strese sokan,yiyip bitiren bir şey haline gelecek.Siz kendinize bir söz verdikten sonra 'çevre'denen kavram vız gelir vız gider...İnsanlar hakkınızda yanlış düşünebilirler,bir kere düzeltmeye kalkışın.Siz bunları düzeltmeye çalıştıkça istemeden bir bataklığa çekiliyorsunuz.Karşınızdaki anlamıyorsa,anlamıyordur.Onun fikirlerini değiştirmeye çalıştığınız o vakit sizden gidiyor,ondan değil.
Bunu konuda sabahlara kadar yazabilirim...Benim ailem hukuk okumamı istiyor.Ailede de olduğu için istemeleri normal,buna bir sözüm yok.Fakat benim isteğimin göz ardı edilmesi,beni çok üzmüştü.Benim istediğim,iç mimarlıktı.Ailemin istediği bölüm kötü değildi hem de hiç.Ama benim istediğim bölümün kötülenmesi,benim hukuka olan bakışımı da değiştirmişti.Madem onlar benim bölümümü kötü görüyordu,ben de onların istediği bölümü kötü görürüm diye bir yarışa girmiştim.Ne saçma ama...Hırs bir anlığına gözünüzün önünde belirince o ana kadar emek çektiğiniz her şeyde bir anda gidiyordu.Bende bunu yaptım,tartışılmasına lüzum bile olmayan bir şey için ders çalışmadım,umursamadım hiçbir şeyi...Sonuç,sadece ben de eksi doğurdu.
Ailenize bir şeyler anlatamıyorsunuz,yormayın kendinizi.Bir önceki paragrafta dediğim gibi sizden gidiyor inanın.Gün sonunda ağlayıp moreli bozulan ve ders çalışmak istemeyen de siz oluyorsunuz,somurtkan gezdiğiniz için 'nasılsın kızım'denmeyen de...Zor olacak ama hiçbir şey kolay değil.Buraya bunları en sade haliyle bile yazarken zorken,yaşamak daha da zor.Bunu bu süreç içinde demiyorum;her gencin,her ergenin yaşadığını bildiğim için zor diyorum.Kısa ve öz;polemik yok,tartışma yok.Boş duvara anlattığınızda duvarın bir şey diyemediği gibi siz bir şeyler anlattıkça susan insanlardan kaçın.
Benim en özel tavsiyem,koçluk alın.Sıradan ve basit bir şey gibi görünebilir.Fakat sizi düzene sokacak,dershaneden bile güzel gelebilecek bir şey bence.Eğer eksiklerinizi kavrayamıyor,anlayamıyorsanız çok güzel bir seçim olacaktır.
Sonlara doğru okul mevzusundan hiç bahsetmediğimi fark ettim.Onun içinde bir parantez açmak isterim tabii.
Okula gitmek istemiyordum bu senenin başında.Çok zor geliyordu...Her sabah uyan kalk;okula git,eve yorgun gel,o yorgunluğu atamadan ders çalış...Söyleyince ne zor değil mi?Öyle.Senenin başında bir sürü açığa geçen arkadaşlarım oldu.Bende açığa geçmek istedim.İyi ki geçmemişim..Çünkü aslında boğucu,sıkıcı bulduğum okul bana bir düzen sağlamıştı.Ben bunu şimdilerde mezun olunca görüyorum.Yani diyeceğim şu bu noktada eğer dershaneye yazıldıysanız ve okulunuzdan verim alamayacağınızı düşünüyorsanız,açığa geçmek mantıklı.Okuldaki yorgunlukla dershaneye giden ve yıl sonunda çökmüş bir sürü arkadaşımı tanıyorum.Hiçbir sınav sizi bu kadar yıpratmaya değmez.Kendi içinizde açığa geçme işini sorgulayın.Bir rutin,düzen oluşturmak size zor gelecek mi?Her gün aynı saatte yatıp kalkmak vs...Burada ayrı parantez açmak istiyorum sürekli aynı rutinde gitmek zorunda değilsiniz,bu çalıştığınız dersi de zamanı da sıkıcı yapar.Bunu sürekli değiştiremezsiniz de bunu da biliyorum ama eğlenceli hale getirin.
Geldim bir önceki cümlenin açıklamasına...Lütfen kendinizi 'sınav senesi'mantığına sokup kısıtlamayın.Arkadaşlarınızdan,ailenizden kendinizi soyutlamayın.Onları çevrenizden uzaklaştırınca daha çok ders çalışasınız gelmeyecek...Sıkılacaksınız,kendinizi ağlarken bulacaksınız.Bunlar normal şeyler ama arada sıyrılıp;sinemaya,dansa,tiyatroya,gezmeye gitmek de sizin hakkınız.Bunları yaparken yanınızda birilerinin olması yalnız olmadığınızın hissine kapılmak apayrı güzel.Sizi seven insanları bu süreç için ilk önce kendinizden sonra onlardan uzak tutmayın.
Bu süreci elinizden geldiğince sevin.Gerekiyorsa bunları önceden yapmaya başlayın,araştırın.Her şeyi siz kendiniz belirleyin.Çalışma saatlerinizi,düzeninizi...Bazı durumlar olabilir benimde oluyordu.Küçük kardeşiniz varsa bazen işler yolunda gitmeyebilir,evet:)Ama onunla geçireceğiniz zamanı güzel değerlendirin, bazen biraz zaman da kayma yapmak iyi gelebilir.
Son satırlara geldiğim de sene boyunca;çözemediğim bir soru için ağlamalarımı,boş yere çırpınmalarımı görüyorum.Hepsi bazen benim morelimi bozsa da bana çok şey kattı.Ben bu seneki yanlışlarımla,ders çalışmayı öğrendim.Beni buraya getiren,yazdıran da onlar.
Şunu da söylemeden edemeyeceğim yanlışlarınızın üstüne gitmek ağlamaktan daha iyi geliyor inanın bana:)Yanlış bildiğiniz bilginin doğrusu sizi hep tatmin edecek çünkü.Günün birinde o sayfaları karıştırırken doğru bildiğinizi söylemek,gurur verici.
Şimdi kaçıyorum,bir sonraki tavsiye köşemizde başka bir konuyla karşınızda olacağım.
Kucak dolusu sevgiler.
Lallci.
Yorumlar
Yorum Gönder